Osmanlı Dönemi Otomotiv Tarihi

Osmanlı Dönemi Otomotiv Tarihi – Geçmişten Günümüze

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde otomotiv alanında gelişmeler yaşandı. İlk otomobiller 1895 yılında Osmanlı topraklarına girdi. Otomobil gelişimi farklı aşamalardan geçti.

Geçmiş ulaşım teknolojileri ile kıyaslandığında otomobil, İmparatorluktaki yerini aldı. Otomotiv tarihi açısından II. Abdülhamid dönemi önemlidir. İstanbul’da ilk otomobiller sadece zenginler tarafından sahiplenildi.

Farklı marka otomobiller görülmeye başladı. Ancak sayıları sınırlıydı. Otomobillerin kullanımı ve yaygınlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun sonlarına denk geldi.

Bu yazıda, o dönemdeki otomotiv tarihinin ayrıntılarına ve gelişmelerine ışık tutacağız.

  • Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk otomobillerin görülmeye başlandığı tarih 1895’tir.
  • II. Abdülhamid dönemi, otomotiv tarihinde dönüm noktasıdır.
  • İstanbul’daki ilk otomobillere sadece zenginler sahipti.
  • Farklı markalar görüldü, ancak sayıları azdı.
  • Otomobillerin yaygınlaşması, İmparatorluğun son dönemlerine denk geldi.

Osmanlı Dönemi Otomotiv Tarihi

Osmanlı İmparatorluğu’nda otomobilin serüveni, teknolojiye ayak uydurmaya çalışan bir dönemin göstergesidir. Bu öncü dönemde, ilk elektrikli otomobil II. Abdülhamid zamanında İstanbul’a geldi. Londra Elçiliği‘nin çabalarıyla, bu yenilikçi araç İngiltere’den yola çıktı.

II. Abdülhamid’in İlk Elektrikli Otomobil Siparişi

1888’de, Londra Elçiliği II. Abdülhamid’e bir mektup yazarak, Padişah için denenmiş elektrikli otomobilin İstanbul’a gönderildiğini bildirdi. Maliye Bakanı, bu mektubu Hazine-i Hassa-ı Şahane başlıklı yazıyla II. Abdülhamid’e iletti.

Londra Elçiliği’nin Elektrikli Araba Temini

Mektupta, elektrikli bir sandalın da Londra Elçiliği tarafından gönderildiği belirtilmişti. Bu gelişme, Osmanlı otomobili‘nin ilk tohumlarını atıyordu. Teknolojik ilerlemenin yeni bir dönemine kapı aralıyordu.

Yıldız Sarayı’ndaki İlk Deneme Sürüşleri

Rivayetlere göre, İstanbul’a getirilen ilk elektrikli otomobilin deneme sürüşünü Maliye Bakanı yaptı. II. Abdülhamid’in de Yıldız Sarayı‘nda bu aracı bizzat deneyip küçük bir kaza yaptığı söylenir. Bu deneyim, Osmanlı topraklarındaki otomobilin ilk adımlarından biriydi.

İlk Benzinli Otomobil

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, ilk benzinli otomobiller İstanbul sokaklarını süslemeye başladı. Bu yenilikçi araçlar, şehrin sosyal dokusunu hızla değiştirdi. İlk otomobil sahipleri için zenginlik ve statünün sembolü haline geldi.

Züheyrzâde Ahmed Paşa’nın Renault-Landaulet’si

1895’te Basralı zengin Züheyrzâde Ahmed Paşa, İstanbul’a ilk benzinli otomobili getirdi. Paşa, Renault markasının Landaulet modelini Kalamış’taki köşkünün önüne çekti. Bu ilk otomobil, yıllarca Fenerbahçe semtinde dikkat çekti.

Züheyrzâde’nin kızları da bu üstü açık spor otomobili kullanarak, İstanbul’un ilk kadın sürücüleri unvanını aldılar. Bu olaylar, zengin Osmanlı aristokrasisinin yeni teknolojilere merakını yansıtıyordu.

Fenerbahçe Semtindeki İlk Otomobil Görünümleri

İstanbullular, ilk otomobili Fenerbahçe semtinde gördüler. Züheyrzâde’nin Renault-Landaulet’si, sokakları aşındıran ilk motorlu araç oldu.

“Züheyrzâde Ahmed Paşa’nın köşkünün önünde duran bu garip ve sesli araba, tüm Fenerbahçe halkının dikkatini çekiyordu. Herkes pencereden bakıyor ve kimi zaman bu arabanın önünden geçerken ürküyordu.” – Osmanlı dönemine ait bir anıdan alıntı.

Bu ilk benzinli otomobil, halkın büyük kısmı için yabancı ve şaşırtıcı bir görüntüydü. Zamanla bu yeni teknoloji, İstanbul sokaklarında sık görülür oldu.

Osmanlı Dönemi Otomotiv Tarihi

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, otomobil ve otomotiv endüstrisinin gelişimi önemli bir dönüm noktasıydı. Bu dönem, otomobilin Osmanlı topraklarına girişini, ilk benzinli otomobilleri, tutumları, ilk kazaları ve düzenlemeleri içeriyordu.

Otomobil tarihinin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk adımları, Sultan II. Abdülhamid dönemine (1876-1909) dayanıyordu. İstanbul’a ilk otomobil, bu dönemde girmişti. 1888’de II. Abdülhamit, İngiltere’den elektrikli bir otomobil siparişi vermişti.

İlk benzinli otomobilin İstanbul’a gelişi 1895’te gerçekleşmişti. Basra eşrafından Züheyrzâde Ahmed Paşa, Fenerbahçe’de bu ilk benzinli aracı kullanmıştı.

Osmanlı topraklarında otomobil kullanımının artmasıyla, ilk trafik kazaları da meydana gelmişti. İstanbul’da ilk trafik kazası, 28 Mart 1910’da Beşiktaş’ta olmuştu. Bu kazanın ardından, 24 Aralık 1913 belediye zabıtası nizamnamesinde, otomobillerin hız sınırları belirtilmiş ve kent içinde 10 kilometreyi geçememeleri kararlaştırılmıştı.

“Otomobillerin İstanbul’daki yayılması, beraberinde birtakım yeni düzenlemeler ve uygulamaları da getirmişti. Vergilendirme ve ücretlendirme sistemleri, bu dönemin önemli unsurlarından biri olmuştu.”

Ticari otomobiller için, motor gücüne göre yıllık vergi alınması kararlaştırılmıştı. Galata Köprüsü geçiş ücretleri ve “paso” uygulaması gibi düzenlemeler hayata geçirilmişti.

Erken dönem otomotiv sanayisi, Saraçhane bölgesinde gelişmeye başlamış ve teknik okullar aracılığıyla bilim transferi sağlanmıştı. 1916’da, Osmanlı Taşıma Araçları Şirketi kurulmuş ve otomotiv endüstrisinin ülkedeki gelişimine katkı sağlamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki bu gelişmeler, Cumhuriyet Dönemi’nde otomotiv sektörünün temellerini atmıştı. 1928’de, Ford Motor Company ile yapılan anlaşma sonucu İstanbul’da kurulan montaj fabrikasında günde 55 otomobil ve 15 kamyon üretimi hedeflenmişti.

Yıldız Camii suikastı

Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşmenin simgelerinden otomobillerin kullanımına başlarda sıcak bakılmadı. Özellikle Sultan II. Abdülhamid, sayıları az olsa da otomobillerin ülkeye sokulmasında sakınca görmedi. Ancak dönemin yolları araçların kullanımına hazır değildi.

1905’te Yıldız Camii çıkışında kendisine düzenlenen bombalı suikast girişiminden sonra, trafiğe motorlu araçların girmesine izin vermedi.

Abdülhamid’in Otomobil Yasağının Nedenleri

Sultan II. Abdülhamid, otomobil kullanımına dair kısıtlamaların nedenlerini şöyle açıklamıştır: Dönemin yol altyapısı araç trafiğine uygun değildi. Suikast girişiminin ardından güvenlik endişeleri vardı. Yıldız Camii suikastı sonrasında şehir içi ulaşımda sıkı tedbirler alındı.

Yıldız Camii Suikastı’nın Etkisi

1905 yılında Abdülhamid’e yönelik suikast girişimi, otomobil yasağının en önemli nedenlerinden biriydi. Suikastçıların bombalı aracı kullanarak Yıldız Camii’ne yaklaşması, otomobillere karşı tavırları sertleştirdi.

Abdülhamid, suikast girişiminden sonra şehirde at arabalarının kullanımına da tedbirler getirirken, otomobillerin kullanımını da yasaklamıştır.

Sultan Abdülhamid tarafından çıkarılan otomobil yasağı, onun kendi saltanatının sonuna kadar (1909) devam etmiştir.

II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte otomobillerin trafiğe girişine izin verildi. Ancak Yıldız Camii suikastı sonrası oluşan tedirginlik, belirli bir süre daha otomobillere karşı olumsuz tavırların sürmesine neden oldu.

Meşrutiyet Dönemi Otomobil Kullanımı

Osmanlı İmparatorluğu’nda 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet, çeşitli alanlarda özgürlükler getirdi. Abdülhamid’in yasaklarına rağmen kullanılan otomobiller, özgürlükle tamamen hürriyete kavuştu.

Bu dönemde, gayrimüslim ve zenginlerin ilgisini çeken otomobillere, Türkler de sahip olmaya başladı. Yeni kazanılan özgürlük ortamında, otomobil kullanımı yaygınlaşmaya başladı.

“Otomobiller, modernizmin bir sembolü olarak görülmeye başlanmıştı ve Türklerin de bu yeniliğe sahip olması, özgürlük ruhunu temsil ediyordu.” – Tarihçi Ahmet Nezihi

İstanbul sokaklarındaki otomobil sayısı arttıkça, trafik kuralları ve hız sınırları belirlenmiştir. II. Meşrutiyet, otomotiv alanında dönüm noktası olmuştur.

  • 1908’de II. Meşrutiyet’le otomobil yasakları kalktı.
  • Gayrimüslim ve zenginler otomobil sahibi olmaya başladı.
  • Türkler de otomobil sahipliğine ilgi duydu.
  • Artan otomobil sayısıyla trafik kuralları belirlenmiştir.

II. Meşrutiyet, Osmanlı’da otomotiv alanında önemli bir dönüm noktası oldu. Bu dönemde, özgürlüğün tadını çıkaran Osmanlı halkı, modernizmin sembolü otomobillere sahip olabildi.

İlk trafik kazası

Osmanlı İmparatorluğu’nda motorlu araçların hayatımıza girmesiyle trafik kazaları yeni bir olgu haline geldi. İlk otomobillerin İstanbul sokaklarında görülmesiyle trafik kuralları ve hız sınırları gibi düzenlemeler kaçınılmaz oldu.

İstanbul’daki İlk Trafik Kazası

İstanbul’da kayıtlara geçen ilk trafik kazası, 28 Mart 1910’da Beşiktaş’ta meydana geldi. Bu kazada, bir otomobilin bir yayaya çarpması sonucu maddi hasar ve yaralanmalar oldu. Bu kaza, otomobillerin kentteki varlığının artmasıyla trafik düzenlemelerinin önemini bir kez daha gösterdi.

İlk Ölümlü Trafik Kazası

Ne yazık ki, ölümlü trafik kazaları da kaçınılmaz oldu. İstanbul’daki ilk ölümlü otomobil kazası, 1912’de Şişli’de gerçekleşti ve bir Arnavut vatandaşının hayatını kaybetmesine neden oldu. Bu trajik olay, yeni güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini gösterdi.

Trafik Kuralları ve Hız Sınırları

Otomobil sayısındaki artışla 1913’te belediye zabıtasının görevleriyle ilgili nizamnamede otomobille ilgili kurallar belirlendi. Bu kurallara göre: Otomobiller kent içinde 10 km hızı geçemeyecek, dar ve kalabalık yerlerde at arabaları hızında gidecekti. Kent dışında ise 30 km hızı aşılamayacaktı.

Osmanlı Devleti’nde otomobil ilk başta sadece yabancı elçilikler ve zengin kişilerce kullanılırdı. Zamanla devlet adamları arasında da yaygınlaşmaya başladı.

Devrin yöneticileri, bu yeni ulaşım aracını statü sembolü olarak gördüler. Otomobil tercihleri kendilerine özgü bir gelenek haline geldi.

Sadrazam ve Nâzırların Otomobilleri

Osmanlı Sadrazamları ve Nazırları, resmi görevlerinde otomobillerden faydalanmaya başladılar. Hususi seyahatlerinde de otomobilleri kullandılar.

Bu makam sahiplerinin ilgisi, halka örnek oldu. Otomobilin yayılmasına katkıda bulundu.

Alman Markalarının Tercih Edilmesi

Dönemin Sadrazamı Mahmud Şevket Paşa ve Harbiye Nazırı Enver Paşa, Alman markaları tercih ederlerdi. Halkı gürültülü otomobillerinin içinden selamlarlar, geçerlerdi.

Bu durum, Alman Mercedes markasının Osmanlı topraklarında popülerleşmesine zemin hazırladı.

Sadrazam ve Harbiye Nazırı, Alman Mercedes’leri ile şehir içinde dolaşarak, halkı bu yeni ulaşım aracıyla tanıştırmaya çalıştılar.

Amerikan Ford ve Fransız Renault gibi markalara karşın, Alman Mercedes’inin tercih edilmesi, dönemin Alman modasına uygun bir tercihi yansıtmaktaydı.

Yöneticilerin bu tutumu, halkın da Alman markalarına ilgi duymasını sağladı. Bu markalar Osmanlı topraklarında yaygınlaştı.

Zamanla otomobil merakı Osmanlı sarayına yansımaya başladı. Avrupa ve Amerika’daki fabrikalar kataloglar hazırlayarak sultanlara ürünlerini tanıttı. Bu kataloglar sayesinde otomobiller tercih edilmeye başlandı.

Sultan Reşad ve Sultan Vahideddin otomobille tanışan ilk Osmanlı hükümdarları oldu. O dönemde otomobil tercihleri saraya da sızmıştı.

Katalogların ve Modaların Etkisi

Başlarda lüks sayılan otomobil zamanla halka yayıldı. Kataloglar dikkatleri otomobillere çekti. Otomobil bir moda haline geldi.

İstanbul’da başlarda çok az otomobil vardı. Mahmut Şevket Paşa’nın aracı saatte 70 kilometre hıza çıkabiliyordu.

  • 1905’te İstanbul’a gaz yağıyla çalışan tek otomobil getirildi.
  • Ancak gürültüsü ve yolların durumu sebebiyle iade edildi.

Sultan Reşad ve Sultan Vahideddin’in Otomobilleri

Abdülhamid otomobilin güvenlik endişesiyle kullanımını yasaklamıştı. Fakat 1905’te Bisko’nun getirdiği benzinli otomobil halk arasında konuşuldu.

1908 Meşrutiyeti’nde otomobil kullanımına özgürlük getirildi. Önce yabancılar ve zenginler otomobil kullanmaya başladı. Sultan Reşad ve Vahideddin de o dönemde otomobille tanıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda otomobillerin sayısı arttıkça, yeni düzenlemeler kaçınılmaz oldu. Özellikle taşıt araçları vergilendirildi ve kullanımları için ücretler uygulandı.

Belediye Vergileri ve Ayrımlar

Belediyeler, ticari ve özel kullanım ayrımına göre vergiler uyguladı. Ayrıca, otomobil vergileri motor gücüne bağlı tarifelerle düzenlendi. Böylece araç türlerine göre tarifeler uygulanabilir hale geldi.

Galata Köprüsü Geçiş Ücretleri

İstanbul’un sembol yapılarından Galata Köprüsü’nden otomobillerin geçişi için ücretlendirme yapıldı. Otomobil sahipleri belirli kriterlere göre ücret ödemekle yükümlüydü.

Paso Uygulaması

Galata Köprüsü’nü sık kullananlar için “paso” uygulaması başlatıldı. Bu uygulama sayesinde, sık kullanıcılar için indirimli tarifeler öngörüldü.

  • Ticari araçlar için farklı bir tarife uygulanmıştır.
  • Özel araçların motor güçlerine göre tarifeler belirlenmiştir.
  • Paso uygulaması, köprü geçişlerini kolaylaştırmıştır.

Otomobillerin yaygınlaşmasıyla belediye vergileri, köprü geçiş ücretleri ve paso uygulaması gibi yeni düzenlemeler hayata geçirildi. Bu düzenlemeler, trafik akışını kontrol etmek ve otomobil kullanımından vergi gelirlerini artırmak amacıyla oluşturuldu.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, otomotiv sanayisi önemli adımlar atmaya başlamıştır. Saraçhane bölgesi bu sektörün gelişmesine öncülük etmiştir.

Saraçhane Bölgesindeki Gelişmeler

Saraçhane, İstanbul’un tarihi semtlerinden biridir. Osmanlı Dönemi’nde otomotiv sanayi için kritik rol oynamıştır. Bölgede otomobil tamirhaneleri ve yedek parça işletmeleri kurulmuştur.

Bu sayede, otomobil teknolojisinin ülkeye girmesi ve yaygınlaşması için önemli adım atılmıştır.

Teknik Okullar ve Bilim Transferi

Otomotiv sanayi alanında ilerlemek için teknik okullar büyük önem taşımaktaydı. Bu okullar, otomotiv teknolojilerine dair bilgi ve becerilerin aktarılmasını sağlamıştır.

Osmanlı yönetimi, yabancı uzmanları ülkeye davet ederek bilim transferini teşvik etmiştir. Böylece, yerli işgücü otomotiv sektörüne hazırlanmaya başlamıştır.

Osmanlı Taşıma Araçları Şirketi

1917 yılında kurulan Osmanlı Taşıma Araçları Şirketi, otomotiv sanayi alanındaki öncü girişimlerden biri olmuştur. Bu şirket, araç üretimi ve ticareti konularında faaliyet göstermiştir.

Böylece, Osmanlı Dönemi’nde otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamıştır.

“Yeni teknolojilere açık olmak, gelişimin anahtarıdır.” – Sultan II. Abdülhamid

Saraçhane bölgesi, teknik okullar ve Osmanlı Taşıma Araçları Şirketi gibi girişimler, Osmanlı Dönemi’nde otomotiv sanayisinin temellerini atmıştır. Bu erken dönem çalışmaları, Cumhuriyet Dönemi’nde sektörün daha da gelişmesine zemin hazırlamıştır.

Cumhuriyet Türkiyesi’nin kuruluşundan sonra, otomotiv sektörü yeni bir sürece girdi. 1920’lerde İstanbul’da serbest bölge oluşturuldu. Bu da sektöre yeni fırsatlar sundu.

1928’de Ford Motor Company ile anlaşma yapıldı. Bu, Türkiye’de montaj faaliyetlerinin başlamasını sağladı.

İstanbul Serbest Bölgesi

Osmanlı’dan kalan altyapıyla Cumhuriyet’e geçildi. İstanbul Serbest Bölgesi otomotiv için önemli merkez oldu.

Bu bölge, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye girişini kolaylaştırdı. Otomotiv alanında öncü adımlar atılmasını sağladı.

Ford Motor Company Anlaşması

1928 Ford anlaşması, Türkiye otomotiv sektörü için dönüm noktası oldu. Bu anlaşmayla Türkiye’de ilk otomobil montajı başladı.

Yeni bir endüstri kolu doğdu. Ford’un İstanbul tesisi, ekonomiye soluk getirdi.

1929 Ekonomik Buhranı, Türkiye’yi de etkiledi. Araç üretimini olumsuz etkiledi. Asıl gelişmeler 1960’lardan itibaren görüldü.

  • 1952’de yabancı sanayiciler Türkiye’ye gelmeye başladı.
  • 1954’te Tuzla Jeep Fabrikası tarım aracı üretti.
  • 1958’de Şişli’de ilk Türk otomobili Nobel 200 üretildi.
  • 1959’da Otosan, Ford ve Koç grubu tarafından kuruldu.

Otomotiv sektörü, Cumhuriyet Türkiyesi ekonomisinin lokomotifi oldu. Günümüzde de bu önemli rolünü sürdürüyor.

Osmanlı Dönemi’nde başlayan ve öncü adımların atıldığı otomotiv mirası, zaman içerisinde büyüyerek Cumhuriyet Türkiyesi’nde önemli bir sektör haline gelmiştir. Türk otomotiv sektörünün bugünkü güçlü yapısı, Osmanlı’nın son dönemlerindeki bu ilk girişimlere dayanmaktadır.

Padişahların ve devlet erkânının erken dönemdeki ilgileri, otomotiv mirasının temelleri sayılabilir. Otomobillerin İstanbul sokaklarında görülmeye başlaması, halkın ilgisini çekmiştir. Yeni düzenlemelerin yolu açılmıştır.

Yasaklamalar getirilse de, Türk otomotiv sektörünün tohumları bu dönemde atılmıştır. Vergilendirme sistemi, köprü geçişleri ve teknik eğitim kurumları, günümüze etkilerini gösteren önemli adımlardır.

Osmanlı Dönemi’ndeki gelişmeler, Cumhuriyet’in ilanından sonra hız kazanarak bugünkü Türk otomotiv sektörünü şekillendirmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular: Osmanlı Dönemi Otomotiv Tarihi

İstanbul’a ilk otomobil ne zaman geldi ve nasıl karşılandı?

İstanbul’a ilk otomobil, Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) geldi. İstiklâl Caddesi’ndeki bir dükkânda sergilenen bu ilk otomobil, aylarca İstanbul halkının meraklı bakışlarına hedef oldu.

II. Abdülhamid ilk elektrikli otomobili nereden temin etmiştir?

1888 yılında, II. Abdülhamid, İngiltere’den Robert Davidson tarafından üretilen bir “elektrikli” otomobil sipariş etti. Bu otomobil, Londra Elçiliği aracılığıyla İstanbul’a getirildi ve Padişah tarafından Yıldız Sarayı’nda denendi.

İstanbul trafiğine ilk benzinli otomobili kim sokmuştur?

İstanbul trafiğine ilk benzinli otomobili 1895’te Basra’lı zengin Züheyrzâde Ahmed Paşa soktu. Paşa, Kalamış’taki köşkünün önüne çektiği Renault-Landaulet marka otomobiliyle senelerce Kalamış ve Fenerbahçe halkının dikkatini çekti.

Abdülhamid’in otomobil yasağının nedenleri nelerdi?

Sultan II. Abdülhamid, otomobillerin ülkeye sokulmasında sakınca görmemekle birlikte, dönemin yollarının araçların kullanımına hazır olmaması ve 1905’te Yıldız Camii çıkışında suikast girişimi sonrası trafiğe motorlu araçların girmesine kendi saltanatının sonuna kadar izin vermedi.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra otomobil kullanımı nasıl değişti?

II. Meşrutiyet’in 1908’de ilanıyla birlikte otomobil kullanımı da dahil olmak üzere birçok alanda özgürlükler sağlandı. Abdülhamid’in yasaklamasına rağmen kullanılan otomobiller, özgürlüğün gelmesiyle tamamen serbest kaldı.

İstanbul’daki ilk trafik kazaları ne zaman meydana geldi?

İstanbul’da ilk trafik kazası 28 Mart 1910’da Beşiktaş’ta meydana geldi ve bir otomobilin bir yayaya çarpmasıyla sonuçlandı. İlk ölümlü otomobil kazası ise 1912’de Şişli’de gerçekleşti ve bir Arnavut vatandaşının ölümüne neden oldu.

Osmanlı Dönemi’nde devlet erkânının otomobil tercihleri nasıldı?

Bir süre sonra devlet erkânı da otomobile binmeye başladı, Sadrazam ve bazı Nazırlara otomobiller tahsis edildi. Dönemin Alman modasına uyarak Amerikan Ford ve Fransız Renault markalarına karşın Alman Mercedes’ini tercih eden Sadrazam Mahmud Şevket Paşa ve Harbiye Nazırı Enver Paşa, halkı gürültülü otomobillerinin içinden selamlayarak giderlerdi.

Osmanlı Sultanları otomobil kullanımına nasıl yaklaştı?

Otomobil merakı zamanla saraya da yansıdı. Avrupa ve Amerika’daki otomobil fabrikalarından sultanlara ve şehzadelere son moda ürünler içeren kataloglar gönderilmeye başlandı. Sultan Reşad ve Sultan Vahideddin, otomobille tanışan ilk ve son Osmanlı hükümdarları oldu.

Osmanlı Dönemi’nde otomobillere yönelik vergilendirme ve ücretlendirme nasıldı?

Otomobillerin yaygınlaşması, vergiler ve ücretler konusunda düzenlemeler yapılmasını gerekli kıldı. Ticari ve özel kullanım ayrımı yapılarak belediye vergileri belirlendi, motor gücüne göre de tarifeler oluşturuldu. Ayrıca otomobillerin Galata Köprüsü’nden geçerken ödemekle yükümlü oldukları ücretler düzenlendi, sürekli geçmek durumunda olanlar için “paso” uygulaması başlatıldı.

Osmanlı Dönemi’nde erken dönem otomotiv sanayisi adımları neler oldu?

Osmanlı Dönemi’nde otomotiv sanayisinin ilk adımları da atılmaya başlandı. Saraçhane bölgesinde bu alandaki ilk gelişmeler görüldü, teknik okullar ve eğitimler sayesinde bilim transferi sağlanmaya çalışıldı. 1917’de kurulan Osmanlı Taşıma Araçları Şirketi de bu alanda öncü girişimlerden biri oldu.

Cumhuriyet Dönemi’nde otomotiv sektörü için atılan ilk adımlar nelerdir?

Cumhuriyet’in ilanından sonra otomotiv sektörü için de yeni adımlar atıldı. 1920’lerde İstanbul Serbest Bölgesi oluşturuldu, daha sonra 1928’de Ford Motor Company ile bir anlaşma imzalanarak Türkiye’de montaj faaliyetleri başlatıldı.

Kaynak Bağlantıları