Osmanlı’da İlk Arabalar: Tarihe Yolculuk

Osmanlı'da İlk Arabalar

Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına ilk otomobilin geldiği dönem, 19. yüzyılın son çeyreğidir. Bu dönemde, Türkiye’de ilk araçlar İstanbul sokaklarında görülmeye başlamıştır.

Kraliçe Victoria tarafından Sultan Abdülaziz’e hediye edilen otomobil, şehrin ilk arabalarından olmuştur.

Sultan II. Abdülhamid dönemi, elektrikli otomobillerin ve elektrikli sandalın İstanbul’a getirildiği yıllar olarak kayıtlara geçmiştir.

Önemli Noktalar: Osmanlı’da İlk Arabalar

  • 19. yüzyılın sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk otomobiller İstanbul’a geldi.
  • Sultan Abdülaziz’e Kraliçe Victoria tarafından hediye edilen araç, şehirdeki ilk arabalardan biriydi.
  • Sultan II. Abdülhamid döneminde, elektrikli otomobil ve sandal İstanbul’a getirildi.
  • 1895’te, Iraklı tüccar Züheyrzâde Ahmet Bey ilk benzinli otomobili şehre soktu.
  • Otomobillerin yaygınlaşmasıyla İstanbul’da trafik karmaşıklaştı ve kazalar meydana geldi.

Sultan Abdülaziz Dönemi: İlk Otomobil Hediyesi

1868 yılında, Kraliçe Victoria tarafından Sultan Abdülaziz’e bir otomobil hediye edildi. Bu araç, Osmanlı topraklarına gelen ilk otomobildi.

Halkın tepkisi şaşırtıcıydı. Yeni teknolojiye karşı endişe duyuldu. Otomobilin Cankurtaran sahilinden denize atıldığı söylenmektedir.

Dönemin kayıtlarında, otomobilin nasıl çalıştığına dair detaylı bilgi yoktur. Ancak bu olay, Osmanlı’nın yeniliklere yaklaşımını göstermektedir.

“Bu aracın halkta tedirginlik yarattığı ve Fetva sorunu doğurduğundan Cankurtaran sahilinden denize atıldığı” söylenmektedir.

Sonraki dönemlerde, otomobillerin ülkeye girişi ve kullanımı konusunda daha fazla kabul görmeye başladığı bilinmektedir.

  • Kraliçe Victoria tarafından hediye edilen bu otomobil, Osmanlı topraklarında görülen ilk otomobildir.
  • Halkın tepkisi nedeniyle bu araç Cankurtaran sahilinden denize atılmıştır.
  • Otomobilin enerji kaynağı tam olarak bilinmemektedir.
  • Bu olay, Osmanlı’nın teknolojik yeniliklere karşı tutumunu yansıtmaktadır.

Sultan II. Abdülhamid’in Robert Davidson Elektrikli Otomobili

Osmanlı’da İlk Arabalar

Osmanlı İmparatorluğu, teknolojik ilerlemelere her zaman açık bir tutum sergilemiştir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, 1888’de Sultan II. Abdülhamid tarafından İngiltere’den sipariş edilen ilk elektrikli otomobildir.

Bu otomobil, Robert Davidson tarafından üretilmiş ve yenilikçi bir tasarıma sahipti. Londra Sefareti’nin kayıtlarına göre, otomobil 15-20 gün içinde İstanbul’a gönderilmiştir.

Elektrikli Otomobilin İstanbul’a Gelişi

Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel ve teknolojik mirasına uygun olarak, Sultan Abdülhamid bu yeni aracı büyük bir ilgiyle karşılamıştır.

Sultan Abdülhamid Han, teknolojik gelişmeleri destekleyen bir lider olarak bilinir. Elektrikli arabaların geliştirilmesine ödül vermek amacıyla Almanya’daki mühendislere Osmanlı ve Mecidi nişanları verilmiştir. Kaynak: Gazeteci-yazar Hakan Yılmaz’ın Sultan II. Abdülhamid Han’la ilgili çalışması

Elektrikli Sandalın Geliştirilmesi

Sultan Abdülhamid aynı dönemde elektrikli bir sandalın da tadilat işlemlerini yaptırmıştır. Bu sandalın, Osmanlı’nın deniz ulaşımında yenilikçi bir adım olması bekleniyordu.

Rivayetlere göre, Sultan Abdülhamid bu elektrikli otomobili bizzat kendisi denemiş ve küçük bir kaza yapmıştır. Bu olay, Osmanlı halkında otomobillere karşı endişelerin oluşmasına neden olmuştur.

Ancak, Sultan Abdülhamid’in teknolojik atılımları engellenememiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, bu ilk elektrikli otomobil siparişi, otomotiv sektörünün gelişimine öncülük etmiş ve Türkiye’de otomobil kullanımının yaygınlaşmasına zemin hazırlamıştır.

1895: İlk Benzinli Otomobil Züheyrzâde Ahmet Bey

Osmanlı topraklarına giren ilk benzinli otomobil

Osmanlı topraklarına ilk benzinli otomobil, 1895’te Galata rıhtımının açılışında geldi. Basralı tüccar Züheyrzâde Ahmet Bey getirmişti. Otomobilin markası N.S.U. ya da Renault-Landaulet olabilir.

Bu olay, İstanbul’da otomobil serüveninin başlangıcıydı.

İstanbul’un İlk Kadın Şoförleri

Ahmet Bey’in iki kızı İstanbul’un ilk kadın şoförleri sayılır. Bu, Osmanlı toplumundaki değişimi ve modernleşme arzusunu gösterirdi.

Uzun yıllar İstanbul’da benzinli otomobiller azdı. Bir dönem sadece birkaç “Zatü’lhareke” arabası vardı. Ancak bu nadir araçlar halkın ilgisini çekiyordu.

Örneğin Mahmut Şevket Paşa’nın arabasıyla halkın içinden geçmesi merak uyandırıyordu.

Mahmut Şevket Paşa’nın ölümüne sebep olan araç, bugün Harbiye Askeri Müzesi’nde sergileniyor.

1905’e kadar zat’ülhareke ve benzerleri yasaklanmıştı. Sultan Abdülhamid’in suikast girişimi sonrası bu araçları kesin yasakladığı söylenir.

HAYDİ OKUYALIM  Klasik Arabalar - Unutulmaz Modeller ve Tarihi Parçalar

İkinci Meşrutiyet’le otomobil hürriyetine kavuştu. Önce yabancı elçiler, sonra gayrimüslimler ve zengin yerli tüccarlar ilgi gösterdi.

1904: Alman Konsolosluğu’nun Elektrikli Otomobil Talebi

Osmanlı’da İlk Arabalar

1904’te, İstanbul’daki Alman Konsolosluğu’ndan bir memur, Almanya’dan elektrikli bir otomobil getirmeye çalıştı. Bu talep, otomobillerin artmasından endişe duyulduğundan başlangıçta reddedildi.

Aynı dönemde, İzmir’deki Fransız Konsolosluğu da Marsilya’dan 3 otomobil talep etti. Ancak bu talebin kabul edilmesi için “Bu araçlar şehir ve kasaba dışında kullanılacak” şartı konuldu.

YılOlayDetaylar
1904Alman Konsolosluğu’nun Elektrikli Otomobil Talebiİstanbul’daki Alman Konsolosluğu’nda çalışan bir memur, Almanya’dan elektrikli bir otomobil getirmeye çalışmıştır. Ancak bu talep, otomobillerin artmasından endişe edildiği için başlangıçta reddedilmiştir.
1905Alman Sefareti’ne Gönülsüzce İzin VerilmesiBir yıl sonra Alman Sefareti’ne gönülsüzce izin verilmiştir.
1905İzmir’deki Fransız Konsolosluğu’nun Otomobil Talebiİzmir’deki Fransız Konsolosluğu da Marsilya’dan 3 otomobil talep etmiş ancak “Bu araçlar şehir ve kasaba dışında kullanılacak” şartı getirilmiştir.

Bu gelişmeler, Osmanlı İmparatorluğu’nda otomobillerin yaygınlaşmasına giden ilk adımları temsil ediyor. Özellikle konsolosluklar ve elçilikler, modern ulaşım araçlarının ülkeye girişinde öncü rol oynadı.

Otomobillerin şehir içinde kullanımına dair endişeler ve kısıtlamalar, o dönemin koşullarını göz önüne alınca anlaşılabilir durumdadır. Ancak bu durum aynı zamanda, modernleşme ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmadaki zorlukları da ortaya koymuştur.

1904: Reji İdaresi’nin Otomobil Siparişi ve Reddedilmesi

Reji İdaresi Otomobil Siparişi

Eylül 1904’te, Reji İdaresi 3 sandıkta demonte otomobil sipariş etmiştir. Ancak otomobilin İstanbul sokaklarında işlemesi mümkün görünmemektedir. Osmanlı Hükümeti sipariş iptaline, aracın geri gönderilmesine karar vermiştir.

Kararın sebebi, İstanbul’un dar ve kalabalık sokaklarının otomobil trafiğine uygun olmamasıdır. Şehir içi yolların nüfus artışıyla bazı yerlerde 2,5 metreye düştüğü tespit edilmiştir.

İstanbul’da şehir içi kara ulaşımı için 6-7 metre genişliğindeki yolların nüfus artışıyla daralarak yer yer 2,5 metreye kadar düştüğü tespit edilmiştir.

O dönemde yaya ve at ulaşımı yaygındı. Otomobillerin şehir içi trafiğine entegre edilmesi zordu.

Otomobil kullanımı, Batılılaşma süreciyle İstanbul’da yaygınlaşmaya başlamıştır. Ancak bu süreç yavaş ilerlemiştir. Şehir altyapısının otomobillere uygun hale getirilmesi zaman almıştır.

  • XVIII. yüzyılın ortalarına kadar sadece devlet adamlarının arabaya bindiği, diğer insanların yaya olarak veya ata binerek kent içinde yolculuk yaptığı belirtilmektedir.
  • Lale Devri’nde binek arabalarının devlet erkânı tarafından ve zenginlerce tercih edildiği aktarılmaktadır.
  • II. Mahmud döneminde ise arabaya binme konusundaki sınırlamaların azaldığı ve memurlarla gayrimüslimlerin de arabaları kullanmaya başladığı ifade edilmektedir.

Tanzimat Fermanı’ndan sonra araba kullanımındaki artış, İstanbul sokaklarında önemli düzenlemeler yapılmasını gerektirmiştir. Anadolu ve Rumeli’yi bağlayan anayolların farklı kollara ayrıldığı belirtilmiştir.

Farklı destinasyonlara giden rotalar olduğu açıklanmıştır. İstanbul sokaklarının genişletilerek arabalara uygun hale getirildiği belirtilmiştir.

Yangın sonrası düzenlemeler yapıldığı bilgisi sunulmuştur. Yaya yollarının yerini araba yollarının almaya başlamasıyla kaldırım kavramı değişmiştir. Düzenlemeler devam etmiştir.

1905 Suikast Sonrası Otomobil Yasağı

1905 otomobil yasagı

1905’te suikast girişimine maruz kalan Sultan II. Abdülhamid, bu olaydan sonra saltanat döneminin sonuna kadar motorlu araçların trafiğe girişine izin vermemiştir. Bu karar, Osmanlı’da otomobillerin yayılmasını önemli ölçüde sınırlamıştır.

Suikast girişiminin ardından Sultan, şehir içi ulaşımda at arabalarına tedbirler getirirken, otomobilleri tümüyle yasaklamıştır. Bu yasak, İmparatorluğun dışa bağımlılığını azaltma çabalarının parçası olarak görülmüştür.

Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’in suikast girişimi sonrasında şehirde at arabalarının kullanımına tedbirler getirirken otomobillerin kullanımını yasakladığı belirtilmiştir.

Sultan II. Abdülhamid endişelerini şöyle dile getirmiştir: “Bu araçlar için yedek parça ve yakıt temin etmek zorundayız. Bu da bizi yabancılara bağımlı kılacaktır.”

  • İstanbul’a 1908 ile 1918 yılları arasında giren otomobil sayısı sınırlıydı.
  • Türkiye sınırları içerisinde bulunan otomobillerin markaları arasında Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerin markaları bulunmaktaydı.
  • Osmanlı’ya ilk defa Lando tipinde Hotchkis ve Mercedes markalarına ait iki otomobil getirilmişti.
HAYDİ OKUYALIM  Murat Araba'nın Hayatı ve Kariyeri | Türkiye'nin İlk Otomobil Tasarımcısı

Yasağın ardından İstanbul sokaklarında neredeyse hiç otomobil görülmemiştir. Ulaşım at arabaları ve tramvaylarla sağlanmıştır. Ancak II. Meşrutiyet’in ilanıyla 1908’den itibaren otomobillere ilgi yeniden canlanmıştır.

1905: İlk Rover Marka Otomobil Ziyareti

Rover marka otomobil

1905 yılında, İngiliz R.L. Jefferson İstanbul’a geldi. Avrupa turunu bitirmek istiyordu. Rover marka otomobiliyle Sultan II. Abdülhamid’in izniyle şehre girdi. Bu otomobil, İstanbul sokaklarında görülen ilk Rover marka araçtı.

O dönemde, motorlu araçlar nadirdi. Dolayısıyla, Jefferson’ın Rover’ı İstanbullular için merak konusuydu. Araba, kalabalıklar tarafından ilgiyle izlendi. İnsanlar bu ilginç icadı yakından görmek istedi.

Jefferson, otomobiliyle dar sokaklardan geçerken kalabalıkların kendisini çevrelediğini anlattı. Herkes arabasını hayretle inceledi.

Bu ziyaret, Osmanlı İmparatorluğu’nda otomobillere ilginin artmaya başladığının işaretiydi. Rover markasının İstanbul’da tanıtılması önemliydi. Otomotiv tarihinde önemli bir adımdı.

  • 1905 yılında İngiliz R.L. Jefferson, Avrupa turunu İstanbul’da bitirmek istedi.
  • Rover marka otomobiliyle Sultan II. Abdülhamid’in izniyle şehre girdi.
  • Bu otomobil, İstanbul sokaklarında görülen ilk Rover marka araçtı.
  • Otomobil, şehir halkı tarafından merakla karşılandı ve incelendi.

Jefferson’ın Rover’ı, Osmanlı topraklarında otomobillerin yerleşmeye başladığı döneme ışık tuttu. Bu öncü ziyaret, ülkenin ulaşım sistemini değiştirecek yeni teknolojilerin kapısını araladı.

Osmanlı’da İlk Arabalar: Tarihe Yolculuk

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk otomobiller ortaya çıktığında, insanlar bu yeni teknolojiye tereddütle yaklaştı. Osmanlı’da ilk otomobil markaları olan benzinli araçlar, varlıklı kişilerce ithal edildi.

Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid dönemlerinde getirilmiş ilk otomobiller, bir süre sonra suikast girişimleri nedeniyle yasaklandı.

Züheyrzâde Ahmet Bey gibi zenginler ise kendi imkanlarıyla Türkiye’de ilk arabaları getirterek, sokakları yeniliklere açtı.

  • At, katır ve deveyi bir yana bırakan ilk otomobiller, başta şüpheyle karşılandı.
  • Padişahların ve devlet ricâlinin arabaları, genellikle hediye veya özel siparişle sağlandı.
  • Halka gelince, imkanları ölçüsünde ithal otomobilleri satın alabildi.

Osmanlı İmparatorluğu otomobil tarihi, yeni bir döneme adım atarken heyecan ve endişeleri birlikte yaşadı. Gelişen teknolojiyle uyum sağlamak ve ulaşım alışkanlıklarını değiştirmek, Osmanlı toplumunun önündeki en büyük zorluklardan biri oldu.

İlk Trafik Kazaları ve Düzenlemeler

19. yüzyılda İstanbul’daki ekonomik ve sosyal hayatın canlanması, kent sokaklarını daha kalabalık hale getirdi. Otomobillerin yaygınlaşmasıyla, trafik kazaları kaçınılmaz bir sorun oldu. İlk kazalar Osmanlı başkentinin caddelerinde gerçekleşti.

1910 İlk Trafik Kazası

Otomobil sayısı İstanbul’da arttıkça, ilk trafik kazaları da yaşanmaya başladı. 1910’da, Beşiktaş semtinde ilk yaralamalı kaza meydana geldi. Bu kaza, trafik sorunuyla ilgili alınacak önlemlerin başlangıcıydı.

1912 İlk Ölümlü Kaza

Ne yazık ki kazaların boyutu büyüdü. 1912’de Şişli Camii civarında ilk ölümlü kaza gerçekleşti. Bu elim olay, yetkilileri harekete geçirdi.

1913 Hız Sınırlamaları

Kazaların artması üzerine 1913’te ilk hız sınırlamaları getirildi. Buna göre şehir içinde 10 km/sa, dışında 30 km/sa hız sınırı uygulandı. Bu düzenleme, İstanbul’da trafik güvenliğini artırmayı amaçlıyordu.

Otomobilin yaygınlaşmasıyla Osmanlı’nın son dönemlerinde trafik sorunları arttı. İlk kazalar ve ölümler yetkilileri harekete geçirdi, hız sınırlamalarına yol açtı. Bu dönem, İstanbul’un modern trafik düzenlemelerine geçişinin başlangıcıydı.

“Yeni bir dünya görüyoruz ve yeni bir trafik düzeni oluşturmak zorundayız.” – Anonim, Osmanlı Bürokrat

Devlet Erkanının Otomobil Tercihleri ve Vergiler

Osmanlı İmparatorluğu’nda otomobiller yaygınlaştıkça, devlet erkânı da bu araca binmeye başladı. Sadrazam Mahmut Şevket Paşa ve Harbiye Nazırı Enver Paşa, Mercedes markasını tercih ettiler.

Bu dönemde otomobiller, sahiplerinin ekonomik durumuna ve beygir gücüne göre vergilendirildi.

HAYDİ OKUYALIM  Anadol Araba Fiyatları ve İlanları

Mahmut Şevket Paşa ve Enver Paşa’nın Tercihleri

Üst düzey bürokratlar arasında otomobil kullanımı yaygınlaştı. Mahmut Şevket Paşa ve Enver Paşa, Mercedes markasını tercih ettiler.

Bu tercih, Osmanlı’nın Almanya ile yakınlaşmasının bir yansımasıydı.

Otomobil Vergileri

O dönemde otomobillere, beygir gücüne göre yıllık vergi konulmuştur. Bu vergi, sahiplerin ekonomik durumuna göre belirlendi.

Vergilendirme sistemi, gelir kaynaklarını çeşitlendirmek ve kullanımı düzenlemek amacıyla uygulandı.

Galata Köprüsü Geçiş Ücretleri

Otomobillerin İstanbul’da yaygınlaşmasıyla, Galata Köprüsü’nden geçiş ücretleri belirlendi. Bu ücretler, geçişleri düzenlemek ve kazançları vergilendirmek içindi.

Köprü, önemli bir ulaşım aksı olduğundan, düzenleme trafik yönetimine katkı sağladı.

Devlet erkânında otomobil kullanımının artması, yeni bir lüks tüketim anlayışının işaretiydi. Ancak vergiler ve ücretler, bu teknolojinin yaygınlaşma sürecini düzenledi.

Otomotiv Eğitimine Başlangıç ve Nakliye Faaliyetleri

Otomotiv sektörünün gelişmesiyle eğitim ihtiyacı doğdu. Saraçhane çevresinde taşıma sanayi toplandı. Sanayi Meslek Okulu ve Teknik Okullar açıldı.

Yetenekli öğrenciler Avrupa’ya teknoloji transferi için gönderildi. 1916’da Osmanlı Taşıma Araçları Şirketi kuruldu. Askeri nakliye için kamyonlar ithal edildi.

Bu şirket, Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk anonim nakliye şirketi olarak önemli rol üstlendi.

  • Osmanlı topraklarındaki nakliye şirketlerinin sayısı 1908’e kadar sınırlıydı, ancak 1908-1918 arasında önemli ölçüde arttı.
  • İstanbul ve yoğun mal dolaşımının olduğu liman kentleri, nakliye şirketlerinin kuruluş yerleriydi.
  • Osmanlı nakliye sektörü, özellikle II. Meşrutiyet’in ilanından sonra nakliye şirketlerinin kurulmasıyla kurumsallaşma sürecine girdi.

Anonim nakliye şirketleri, Osmanlı Devleti’nin değişen dünya şartlarına uyum kabiliyetini yansıtan önemli gelişmeydi.

Fransa’da 1910 yılında düzenlenen Picardie Manevralarında uçağın ilk kez tatbiki kullanılması, Osmanlı Devleti’ni havacılık teşkilatını kurmaya teşvik etti.

1 Haziran 1911’de kurulan Tayyare Komisyonu, Türk askeri havacılığının ilk teşkilatıydı. Osmanlı’da ilk balonculuk faaliyetleri 19. yüzyılın sonlarına ve 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.

TarihGelişme
23 Temmuz 1908II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yapılan ilk balon uçuşu
Mayıs 1909Fransız Baloncu Ernest Barbotte tarafından gerçekleştirilen balon uçuşu
1909Uçak üreticilerinin İstanbul’a gelişiyle askeri havacılık faaliyetlerinin artması

Sonuç

Osmanlı Devleti’nin otomobille ilk teması, ülkenin modernleşme sürecinin yavaşlığını gösterir. Yeniliklere kuşkuyla yaklaşan Osmanlı yönetimi, otomotiv sektöründe katma değerli üretimde geç kaldı.

Elektrikli ve benzinli araçların ülkeye girişine izin verilmedi. Hatta zaman zaman yasaklar getirildi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu alandaki süreci daha iyimser bir tablo çizer. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren atılan adımlar, otomotiv sektörünün gelişmesine katkı sağladı.

Son dönemdeki artan üretim ve ihracat rakamları, günümüze kadar uzanan çabayı gösterir.

Geçmişten ders alınarak, daha rasyonel politikalarla sektörün büyümesi hızlandırılabilir. Yüksek katma değerli ürünlerin üretimine odaklanmak ve Ar-Ge yatırımlarını artırmak, Türkiye’nin otomotiv alanındaki geleceğini şekillendirecektir.

Sıkça Sorulan Sorular: Osmanlı’da İlk Arabalar

Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk otomobilin gelişi ne zaman gerçekleşti?

Osmanlı topraklarına ilk otomobilin ayak bastığı dönem 19. yüzyılın sonlarıydı. İlk otomobil, Kraliçe Victoria tarafından Sultan Abdülaziz’e hediye edilmişti.

Sultan II. Abdülhamid döneminde elektrikli otomobillerin İstanbul’a getirilmesi hakkında bilgi verir misiniz?

Sultan II. Abdülhamid dönemi, ilk elektrikli otomobilin İstanbul’a getirildiği zamandı. 1888’de Sultan, İngiltere’den Robert Davidson tarafından üretilen bir elektrikli otomobil sipariş etmişti.

Osmanlı topraklarına giren ilk benzinli otomobil hakkında bilgi verir misiniz?

Osmanlı topraklarına giren ilk benzinli otomobil, 1895’te Galata rıhtımının açılışında Basralı tüccar Züheyrzâde Ahmet Bey tarafından getirilmişti. Kullandığı otomobilin markası N.S.U. ya da Renault-Landaulet olduğu bilinmemektedir.

1904 yılında Osmanlı Devleti’nde otomobillere yönelik ne gibi talep ve kararlar alındı?

1904’te İstanbul’daki Alman Konsolosluğu’nda çalışan bir memur, Almanya’dan elektrikli bir otomobil getirmeye çalışmış ancak bu talep reddedilmişti. Aynı yıl Reji İdaresi’nin sipariş ettiği bir otomobil de “İstanbul sokaklarının uygun olmadığı” gerekçesiyle geri çevrilmişti.

Sultan II. Abdülhamid döneminde otomobillere yönelik ne gibi kısıtlamalar getirildi?

1905’te Yıldız Hamidiye Camii’nde kendisine suikast girişimine maruz kalan Sultan II. Abdülhamid, bu olaydan sonra motorlu araçların trafiğe girişine izin vermemişti.

İstanbul’da ilk trafik kazaları ve hız sınırlamaları ne zaman gerçekleşti?

Otomobil sayısının artmasıyla İstanbul’da ilk trafik kazaları yaşandı. 1910’da Beşiktaş’ta ilk yaralamalı kaza, 1912’de Şişli Camii civarında ilk ölümlü kaza meydana geldi. 1913’te şehir içi 10 km/sa, şehir dışı 30 km/sa hız sınırlamaları getirildi.

Kaynak Bağlantıları

Similar Posts